Cilt:7, Sayı:31
23 Eylül 2007, Albay Muammer Tolasa Beyin üçüncü vefat yıldönümü idi. Geçen yıllardan beri hakkında çıkarmaya düşündüğümüz özel sayıyı bu yıl, ramazan dolayısıyla 23 eylülde çıkaramamıştık. Kısmet bu günmüş.
Hafızamı zorluyorum bu gönül adamını, bu değerli örnek insanı, ilk defa ne zaman, nerede ve nasıl tanıdığımı bir türlü çıkaramıyorum. Demek ki onunla tanışıklığımız çok eskilere dayanıyor.
Kardeşi, genç yaşta kaybettiğimiz sınıf arkadaşımız Harun Tolasa vasıtasıyla onu önce öğrencilik yıllarımızda gıyaben, daha sonra da çeşitli vesilelerle vicahen tanıdık. Muammer Bey emekli olup Konya’ya yerleştikten sonra dostluğumuz pekişti. Üzüm salkımlarını arıların tasallutundan korumayı ondan öğrenmiştim. Bu arada ailenin bazı davalarında onlara yardımcı oldum. Muammer Bey, zaman zaman da bazı hukukî meselelerde istişare için büroma uğrardı. Tatlı sohbetlerde bulunurduk. İrfan sahibi, hoş sohbet, müstesna insanlardan birisi idi.
Yıllar önceki bir gece sohbetini, mûsikî ziyafetini, hiç unutamıyorum. Harun Beyin yeni profesör olduğu günlerde idi. Henüz Konya’da göreve başlamamıştı. Sık sık İzmir’i gidip geliyordu. Bu arada Konya’da birkaç gün kaldığı da oluyordu. Konya’ya böyle bir gelişinde arkadaşlarımızdan Recep Hicranlı’nın evinde bir akşam oturmuştuk. Üç kardeş o gece geç vakitlere kadar bize mükemmel bir Kur’an ve mûsikî ziyafeti lütfetmişti. Harun Bey yumuşak, ipek gibi bir sese, ortanca kardeşleri Lütfi Bey Davûdî bir sese malikti. Muammer Bey ise ikisi arasında tatlı ve insanı büyüleyen bir sese sahipti.
Muammer Bey gibi gönül adamları, örnek insanlar asla unutulmamalı diye düşünürüm. Zira toplumu ayakta tutan ve onlara yön veren böyle güzel insanlardır. İşte biz Akademik Sayfalar’la bunu yapmaya çalışıyoruz. Muammer Beyin yakınları ve sevenleri ile birlikte elinizdeki bu özel sayıyı hazırladık. Yedi yıldan beri yayımını sürdürdüğümüz Akademik Sayfalar’ımızda buna benzer pek çok özel sayı çıkarmışız. Keşke bunları biraz daha genişleterek kitaplaştırabilsek. Daha büyük hizmette bulunmuş olacağımızı düşünüyorum.
Geleceğe bırakacağımız bu belgeselin resimlerle takviye edilmesini arzu ediyordum. Tahminimin üzerinde güzel ve anlamlı resimler geldi. Gayretlerinden dolayı başta Hüzeyme Yeşim Koçak Hanımefendi olmak üzere, Muammer Beyin kızları ve yakınlarına şükran borçlu olduğumu ifade etmek istiyorum.
Merhumu o kadar güzel anlatmışlar ki, lâfı uzatmadan okuyucularımızı Muammer Beyin yakınları ve dostları ile baş başa bırakmak istiyor, merhumu rahmet ve minnetle anıyor, makamı cennet olsun diyorum.
Kalan yazıları gelecek hafta da vermeye devam edeceğiz.